22 Temmuz 2008 Salı

Süleyman Seba


alçakgönüllülüğünü, efendiliğini, mevki makam ayrımı yapmadan kulübe ziyarete gelen herkesi önünü ilikleyerek karşılamanı, daha sonra yine önünü ilikleyerek kapıya kadar uğurlamanı özledim.hangi renklere tutkulu olurlarsa olsunlar rakip taraftarların sana, yani beşiktaş başkanına duyduğu o saygıyı, sevgiyi özledim. kazanılan şampiyonluklarda: "aman dikkatli olun. demeçlerinizde ve kutlamalarınızda aşırıya kaçıp rakibinizi gücendirecek davranışlara girmeyin. beşiktaş'a yakışır şekilde sevinin." uyarılarını özledim. döneminde kazanılan onlarca kupanın "eş, dost, aile ziyaretinde bulunulmadan" doğrudan beşiktaş müzesine konulmasını özledim. birkaç eski tanıdıkla gerçekleştirdiğin "iki kadeh rakılı, bolca hatıralı" mütevazı şampiyonluk kutlamalarını özledim. korumalar, şoförler, zırhlı otomobiller kullanmadan, iki sokak yukarıdaki evinden yürüye yürüye kulüp binasına gelmeni özledim. "arkandayım" dediğin adamın, adam gibi arkasında durmanı özledim. averajla fenerbahçe'ye kaptırılan şampiyonluğun ardından topun ağzına konan stankovic'e, tüm eleştirilere tek başına göğüs gererek destek oluşunu ve bir sonraki sezon elde edilen şampiyonlukla, ne kadar haklı olduğunu herkese ispatlayışını özledim. iki sezon peş peşe gelen "şerefli ikincilik"lerin ardından tüm yönetim kurulu üyelerinin "gönderelim" kararına yine tek başına karşı çıkarak gordon milne'ye destek oluşunu ve ardı ardına şampiyonluklar kazandıran o dimdik duruşunu özledim. oyunu kuralına göre oynaman gerektiğini, masa başında etkisiz kaldığını söyleyerek seni eleştirenlere: "bu kulübe haram kupa sokmam!" demecini vererek set çekişini özledim. basın ve taraftar ağız birliği ederek "transfer, transfer" diye tutturduklarında, yanına genç futbolcular rıza, metin, feyyaz, gökhan ve ali'yi alıp "bu sezonki en büyük transferlerimiz bu genç futbolcularımızdır" deyişini özledim. akşamları kulüp binasından evine dönüş saati geldiğinde, çıkmadan önce tek tek odaları dolaşıp, açık bırakılmış ışıkları kapatışını, kulübün 3 kuruş parasına sahip çıkışını özledim.kongrelerde senin için geldiklerini bildiğimiz ve ön sıraları dolduran bakanları, seçkin bürokratları, önemli işadamlarını, beşiktaş tarihine damga vurmuş sporcuları özledim. ağzından çıkan sözün eri oluşunu özledim. söz verdiğin günde kulüp binasının temelini atışını, söz verdiğin günde bitirişini, söz verdiğin günde açılışını yapışını özledim. böbürlenmeden, reklam yapmadan, gazetelere boy boy ropörtajlar vermeden kulüp binasını, sosyal lokali, çim antrenman sahasını, kamp binalarını, tesisleri, plazaları, bjk koleji'ni, inönü stadı'nı, ümraniye arazisini beşiktaş'a mal edişini özledim. en çok da neyi özledim biliyor musun süleyman ağabey? senin olduğun yerde, rantın, mafyanın, tarikat ilişkilerinin, yüz kızartıcı işlerin olamayacağına duyulan o sonsuz güveni, göğsümü gere gere "ben beşiktaş'lıyım" diyebilmeyi özledim...

Tuğrul Yenidoğan - Cumhuriyet

21 Temmuz 2008 Pazartesi

:)

:)