27 Ekim 2008 Pazartesi

KARANLIK....

Her geçen gün başka bir sansür, her geçen gün başka bir özgürlük kısıtlaması... Saçmalığı engellemek de imkansız... Bakalım bitecek mi?

22 Temmuz 2008 Salı

Süleyman Seba


alçakgönüllülüğünü, efendiliğini, mevki makam ayrımı yapmadan kulübe ziyarete gelen herkesi önünü ilikleyerek karşılamanı, daha sonra yine önünü ilikleyerek kapıya kadar uğurlamanı özledim.hangi renklere tutkulu olurlarsa olsunlar rakip taraftarların sana, yani beşiktaş başkanına duyduğu o saygıyı, sevgiyi özledim. kazanılan şampiyonluklarda: "aman dikkatli olun. demeçlerinizde ve kutlamalarınızda aşırıya kaçıp rakibinizi gücendirecek davranışlara girmeyin. beşiktaş'a yakışır şekilde sevinin." uyarılarını özledim. döneminde kazanılan onlarca kupanın "eş, dost, aile ziyaretinde bulunulmadan" doğrudan beşiktaş müzesine konulmasını özledim. birkaç eski tanıdıkla gerçekleştirdiğin "iki kadeh rakılı, bolca hatıralı" mütevazı şampiyonluk kutlamalarını özledim. korumalar, şoförler, zırhlı otomobiller kullanmadan, iki sokak yukarıdaki evinden yürüye yürüye kulüp binasına gelmeni özledim. "arkandayım" dediğin adamın, adam gibi arkasında durmanı özledim. averajla fenerbahçe'ye kaptırılan şampiyonluğun ardından topun ağzına konan stankovic'e, tüm eleştirilere tek başına göğüs gererek destek oluşunu ve bir sonraki sezon elde edilen şampiyonlukla, ne kadar haklı olduğunu herkese ispatlayışını özledim. iki sezon peş peşe gelen "şerefli ikincilik"lerin ardından tüm yönetim kurulu üyelerinin "gönderelim" kararına yine tek başına karşı çıkarak gordon milne'ye destek oluşunu ve ardı ardına şampiyonluklar kazandıran o dimdik duruşunu özledim. oyunu kuralına göre oynaman gerektiğini, masa başında etkisiz kaldığını söyleyerek seni eleştirenlere: "bu kulübe haram kupa sokmam!" demecini vererek set çekişini özledim. basın ve taraftar ağız birliği ederek "transfer, transfer" diye tutturduklarında, yanına genç futbolcular rıza, metin, feyyaz, gökhan ve ali'yi alıp "bu sezonki en büyük transferlerimiz bu genç futbolcularımızdır" deyişini özledim. akşamları kulüp binasından evine dönüş saati geldiğinde, çıkmadan önce tek tek odaları dolaşıp, açık bırakılmış ışıkları kapatışını, kulübün 3 kuruş parasına sahip çıkışını özledim.kongrelerde senin için geldiklerini bildiğimiz ve ön sıraları dolduran bakanları, seçkin bürokratları, önemli işadamlarını, beşiktaş tarihine damga vurmuş sporcuları özledim. ağzından çıkan sözün eri oluşunu özledim. söz verdiğin günde kulüp binasının temelini atışını, söz verdiğin günde bitirişini, söz verdiğin günde açılışını yapışını özledim. böbürlenmeden, reklam yapmadan, gazetelere boy boy ropörtajlar vermeden kulüp binasını, sosyal lokali, çim antrenman sahasını, kamp binalarını, tesisleri, plazaları, bjk koleji'ni, inönü stadı'nı, ümraniye arazisini beşiktaş'a mal edişini özledim. en çok da neyi özledim biliyor musun süleyman ağabey? senin olduğun yerde, rantın, mafyanın, tarikat ilişkilerinin, yüz kızartıcı işlerin olamayacağına duyulan o sonsuz güveni, göğsümü gere gere "ben beşiktaş'lıyım" diyebilmeyi özledim...

Tuğrul Yenidoğan - Cumhuriyet

21 Temmuz 2008 Pazartesi

:)

:)

12 Mayıs 2008 Pazartesi

ORDU


bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
bu şehir arkandan gelecektir.
sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
başka bir şey umma-ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. /Kavafis

6 Mayıs 2008 Salı

devrim


temiz kalan tek yerdir devrim

butun bir yil

kirlenen duvarda

ama gorebilmek icin

asildigi cividen indirilmelidir

yapraklari biten takvim


zorbalara direnmektir devrim

bir cocugun

annesinin cantasindan aldigi paralari

altina gizledigini soylememi$tir dovulen hicbir hali


icinde ya$amaktir devrim

diki$ kutusunun

ve topluigneler gibi

bir arada olmayi gerektirir

kar$i koyabilmek icin zulmune

makas denilen patronun


gece i$iklar arasinda ko$maktir devrim

ate$boceklerini

yakalamak isteyen cocuklarin

pe$ine takilir gun gelir

yanip sonen mavi i$iklari

polis arabalarinin


kagit bir gemidir devrim

butun gemiler

hurdaya ciksa da sonunda

ta$idigi ozgurluk $iiriyle

batmadan yuzer nicedir

dunya sularinda


kim bilir kac yunus gormu$

kac deniz gezmi$...




27 Nisan 2008 Pazar

Bye Bye Love

bye bye, love.
bye bye, happiness.
hello, loneliness.
i think i'm a-gonna cry.
bye bye, love.
bye bye, sweet caress.
hello, emptiness.
i feel like i could die.
bye bye, my love, goodbye.
there goes my babywith-a someone new.
she sure looks happy.i sure am blue.
she was my baby'til he stepped in.
goodbye to romancethat might have been.
bye bye, love.
bye bye, happiness.
hello, loneliness.
i think i'm gonna cry.
bye bye, love.
bye bye, sweet caress.
hello, emptiness.
i feel like i could die.
bye bye, my love, goodbye.
i'm a-through with romance.
i'm a-through with love.
i'm through with-a countin'
the stars aboveand
here's reason
that i'm so free:
my lovin' baby
is a-through with me.
bye bye, love.
bye bye, happiness.
hello, loneliness.
i think i'm gonna cry.
bye bye, love.
bye bye, sweet caress.
hello, emptiness.
i feel like i could die.
bye bye, my love, goodbye.
bye bye, my love, goodbye.
bye bye, my love, goodbye.

11 Şubat 2008 Pazartesi

Övünmek Gibi Olmasın Biz Kara Kartallıyız...


gün doğdu hep uyandık, stadlara dayandık,
gün doğdu hep uyandık, stadlara dayandık,
beşiktaşın aşkıyla da bayraklarla donandık,
beşiktaşın aşkıyla da bayraklarla donandık,
semtimiz erkek semti, aşık eder herkesi,
semtimiz erkek semti, aşık eder herkesi,
üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi,
üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi,
işte biz kötü günde hep omuz omuzayız,
işte biz kötü günde hep omuz omuzayız,
övünmek gibi olmasın biz kara kartallıyız!
övünmek gibi olmasın biz kara kartallıyız!
kara, kartal, kara, kartal...

31 Ocak 2008 Perşembe

Korku Ülkesi

SCREAM
Yildiz Teknik Üniversitesi Senato Bildirisinden:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesini oluşturan laiklik ilkesi, düşünce özgürlüğünün ve demokrasinin temeli, çağdaş hukukun evrensel bir niteliğidir. Ortak ulusal bilincin oluşmasında özel bir öneme sahip olan laik eğitim sisteminin yaşatılması, devletimizin temel niteliklerinin ve ulusal bütünlüğümüzün korunması ile eşanlamlıdır.

Üniversiteler aklın ve bilimin önderliğinde eğitim – öğretim yapan ve çağdaş kuşaklar yetiştirme yükümlülüğünü üstlenmiş kurumlardır. Sosyal ve psikolojik baskılardan arındırılmış bir akademik ortam, özgür düşüncenin ve bilimsel gelişimin ön koşuludur. Bu ortamın sağlanması ve korunması ülkemizin aydınlık geleceği için vazgeçilemez bir gerekliliktir. Diğer taraftan kişisel özgürlüklerin, kamu düzeni ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için sınırlanabileceği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından da kabul edilmektedir.

Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez laiklik ilkesini zedeleyici ve toplumumuzda ayrışmalara yol açabilecek adımlar atılmasının, üniversitelerimizde huzur içinde sürdürülmekte olan eğitim- öğretim yanında toplumsal barış ortamına da zarar vermesi kaçınılmaz görülmektedir. Bu nedenle, Ulusumuzun huzuru ve ülkemizin refah içinde gelişimi için sorumluluk üstlenmiş olan tüm kişi ve kurumların laiklik ilkesini savunmak ve korumakla görevli olduklarına inanmaktayız.

24 Ocak 2008 Perşembe

UĞUR'lar Olsun

15. YIL

23 Ocak 2008 Çarşamba

Ordu


Evet ilk yazım da adresteki sayıya ilham olan yerden, memleketimden, Ordu'dan olsun. Napılır; öncelikle itina ile en sevilen fotoğraflarından birisi bulunur ve altına bir takım saçmalıklar karalanır...
Başlayalım saçmalamaya.. Bu şehir -benim doğup büyüdüğüm yer olduğundan olsa gerek- insanı çok fazla etkileyen bir şehir bence. Doğdum, buralara yani İstanbul'a gelene kadar hayatımın on sekiz yılını burada geçirdim. Hala ilk fırsatımda hemen koştuğum yer. Evet, ailem orda sebebi bu olabilir diye düşünülebilir ama ailem buraya taşınmış da olsaydı ben yine tatilimde oraya giderdim. Diyorum ya garip bir şehir, her anlamda kısıtlı imkanlarla yaşadığın bir yer, gel gör ki oradayken içinde beklemediğin kadar fazla bir huzur olur. Çok mu övdüm ne :)
Neyse yazıyı da klasik şekilde sonlandırayım: O sol köşedeki ağacın dallarının ucundan gözüken, tepedeki turuncumsu - kırmızımsı bina benim lisem (sanırım öğrenim hayatım boyunca en sevdiğim okulum da orasıydı : Fatih Lisesi )

İlk Post

İlk postta ne yazılır, ne çizilir... Herşeyden, her konudaki düşüncelerimden, elimden geldiğince de sık sık...