ek$isozluk'ten "johnny c goode" un izni ile:
22 eylül bursaspor beşiktaş maçı'nda atılan 2. golden sonra muhteşem bir gol sevinci yaşayan oyuncuların takımı.
1985-1986 sezonunda beşiktaş'a şampiyonluğu getiren adam, trabzon maçındaki kurtarışlarıyla zafer öğer.
brezilya'da doğmuş, yıllar önce türkiye'ye gelmiş, büyük takımlarda oynamış, büyük başarılar yakalamış, türk olmuş, milli takımda oynamış, ispanya'ya gitmiş, 33'ünde beşiktaş'a gelmiş, ilk sezon çok küfür yemiş, 2 ay önce babasını kaybetmiş, hatta gol attıktan sonra sarı kart görmemek için formasının altında ''her şey için teşekkürler baba'' yazan t shirt'ünü göstermemiş, inadına eski günlerdeki gibi oynayan büyük bir adam, mehmet aurelio.
slovakya'dan yolu 21 yaşında türkiye'ye düşmüş, manisa'da dikkat çekip manisa'da oynarken fox tv'de önüne verilen 3 büyük takım formasından siyah beyaz olanı seçmiş, üstüne giymiş ve ''kartal gol gol gol'' tezahüratı yapmış, 6 ay sonra hayalini gerçekleştirmiş ve beşiktaş'a gelmiş, kafasıyla önüne aldığı topları yardıra yardıra götürerek skora inanılmaz katkılar yapmış, 2. sezonunda çife şampiyonluk yaşamış, o çifte şampiyonluğa çılgın bir katkı yapmış, inanılmaz goller atmış, şampiyonluktan sonraki sene soğuk bir moskova akşamında ayağı kırılmış, beklenenden çabuk dönüp eskisi kadar verim vermese de hırsından bir şey kaybetmemiş, yine goller atmış ama bir şeyler değişmeye başlamış takımda. yıldızlar gelmeye başlamış, o gönderilecek gibi olsa da bir şekilde kalmış, çok tepki görmüş, adına yapılan ''siktir git'' tezahüratından sonra kapalıya can acıtıcı bir bakış atmış, uzun süre formsuz devam etmesine rağmen arada yine harika goller atmış, yine bursa'ya koymuş :) ve sonra yine sakatlanmış, yine kırık. gönderilmiş sonra, kiralık olarak.. kupada kiralık oynadığı takım ile beşiktaş'ı eşleşince oynamak istememiş o maçta. sakatlıktan çıkıp kiralık oynadığı takımda da az gol atmamış. sonra sezon bitmiş, yine kalmış bir şekilde takımda. ilk eleme maçlarında oynamış, bir daha oynayamamış. 1 ay sonra takımı ligin en zor deplasmanında, rakip 10 kişi kalmış. 1 ay oynamamış olan bu adam oyuna girmiş, takımın yıldızı ve kaptanı (!) olan arkadaş kırmızı kart görmüş.. sonra bir şekilde takımı beraberliği bulmuş, herkes bu şekilde dahi mutluyken 2 dakika sonra solda ismail'in topu aldığını görmüş, ismail topa vurduğu anda kalkmış depara, kalkmış, top havada, geliyor, o koşuyor, umutla koşuyor, içindeki beşiktaş sevgisiyle, ruhuyla koşuyor.. ve top iniyor, bu adam öyle bir koşuyor ki toptan önce giriyor oraya, top kafasına geliyor ''gelir mi lan?'' derken izleyenler. dokunuyor kafayla, öyle bir şey ki; dokunduktan sonra gol olmama ihtimali yok.. tıpkı hayatında isabetli şut istatistiği %3 olan koray avcı'nın topunun o malum maçta içeri girmemesi gibi. girecek o top.. vuruyor topa, top süzülüyor, süzülüyor.. gol! milyonlarca kişi ''holosko ulan!'' diye bağırıyor, öyle seviniyor. kimi bağırıyor, kimi ağlıyor, kimi şükrediyor kendinden geçmiş.. onun adı holosko, filip holosko.
biri de geleli 3 ay olmuş. şişman falan. herifi hiç görmemişiz, yine mendes transferi. 3 gün önce ilk maçına çıkıyor, rüya gibi bir başlangıçla bir stoper olarak 2 tane koyuyor. bu maçın 6. dakikasında yenilen golde hatası var. oyun devam ederken sorumluluk alıyor, ileri çıkıyor, oyun kuruyor.. kartal golü bulunca o da dahil oluyor o harika sevinç yumağına. 27 numaralı formasında sidnei yazıyor..
1980 mardin doğumlu, 1987 yılında ailesiyle avusturya'ya taşınıyor. sturm graz'da adını duyuyor ve vatana transfer oluyor, memlekete de yakın; gaziantepspor. çok dikkat çekmiyor orada, ''antep için iyi oyuncu'' oluyor sıfatı. 3 sezon güneydoğu'da kaldıktan sonra avrupa yakasına geliyor istanbul'un, boğaza karşı. o da uzun süre forma şansı bulamayanlardan. 2008-2009'un 5. hafta maçında ibb'ye karşı ilk defa giyiyor kutsal formayı. asistini de yapıyor, ama yeterli değil işte. uzun süre oynamıyor, hoca değişiyor falan. kupada antalya maçında 11'de oynuyor, beğeniliyor ve ligde de 11de başlıyor.. bi anda 11'in değişmez oyuncusu oluyor ama bir hafta sağ bek, sonraki hafta sol bek, sonra sol ön, sonra sağ ön.. her yerde oynuyor, değişmez olarak.. o sene beşiktaş şampiyon oluyor. görevini yapmış oluyor 28'inde transfer olduğu beşiktaş'ta. bir sonraki sene de devamlı oynuyor, şampiyonlar ligi'nde gol atıyor, eskişehir'de beşiktaş'a kazandıran golü atıyor, gol vuruşundan önce seviniyor. o sene 4.lük geliyor, yine her bölgede oynuyor. bir sonraki sene bir alman geliyor, o da tutuyor onu. sağbeki oluyor takımın, değişmez. o zaten değişmezdi de, mevkiisi de değişmez artık. fenerbahçe'ye de gol atıyor, o da unutulmaz artık. bir sonraki sene yine sağbekte, kolunda kırmızı pazubandı ile.
çek cumhuriyeti'nde doğuyor, prague formasıyla şampiyonluk yaşadıktan sonra udinese'ye, ardından da 2008 yılında sarışın arkadaşıyla beşiktaş'a geliyor. ilk senesi başlıyor, pek sağlam görüntü vermiyor ilk başlarda. sarışın daha iyi. ismi de güzel: zapo. neyse sonra hoca değişiyor, önliberoya da geçiyor bu arkadaş. saracoğlu'nda ofsayt nedeniyle attığı gol sayılmıyor, stoperde gençler ve es-es'e gol atıyor kafayla.. şampiyonluğun kilit adamlarından biri oluyor ekrem gibi, her işi yapıyor. sonraki sezon yanına italyan geliyor, ferrari. sezon başlıyor, beşiktaş gol dahi yemiyor uzun süre. ferrari mükemmel çünkü, yanındaki de uyum sağladı gibi... sezonda yine 2 gol atıyor, gençler'e plase, galatasaray maçında golü yedirdikten sonra attığı gol.. yeni sezon başlıyor, huysuz alman beğeniyor onu ama o da nesi? sakatlanıyor, 6 ay yok. 6 ay kötü geçiyor, iyileşiyor bu adam, ilk maçında manisa'ya koyuyor kafayı. zapo 2. kez gönderilmiş, ferrari'den bahsetmiyorum bile.. bu adam hala takır takır oynuyor. ibb maçında kupa gitti derken koyuyor kafayı. sonraki sezon zor başlıyor, sıkıntılarla. neyse, ilk maç avrupa'da, açılışı yine o yapıyor. sonra 1 ay geçiyor, takımı bursa'da mağlup, dakika 86, işler çok kötü. orta geliyor, kafayı öyle bir vuruyor ki tomas sivok. yine bizi ipten o alıyor, işini sessiz sakin yapıyor, yüreğini ortaya koyuyor..
işte bu adamları araya getiren, birbirine sarmaş dolaş sarılmasını sağlayan bir şey var, işte beşiktaş o şeydir.
beşiktaş hayattır.